|
Günümüzde geleni , gideni az olsa da tarih boyunca Şeyh Bedreddin, Kanuni, Timur gibi birçok ünlü konuğu olur Tire’nin. II.Mahmud döneminde Bektaşiler, Aydınoğullarından Sasa Bey döneminde Efes halkının bir bölümü, Büyük İskender zamanında ise Filistin’den getirilen Yahudiler Tire’de iskan edilir. Mübadele yıllarında da Girit’ten gelen Türkler Tire’ye yerleşir.
Yüzyıllar boyu süren bu göçler ve canlı ticaret yaşamı, hayatı yaşanır kılan ve ona anlam katan sanat ve zenaatın Tire’de fazlasıyla gelişmesini sağlar.
Keçeciler, urgancılar, saraçlar, kalaycılar, semerciler ve nalıncılar sayıları oldukça azalmış olsa da Tire’nin çarşısında sıralanan dükkanlarda hala geleneksel yöntemlerle üretim yapmaya devam ediyorlar. Dünyanın en son Beledi Dokuma tezgahı’da halen Tire’de yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’nin belki de son nalıncısı da bu çarşıda ısrarla mesleğini sürdüren zanaatkarlardan biri. Ne plastik terliklerin kuşatması, ne de insanların el sanatlarına olan vefasızlığı onu yıldırmamış…
Bir zamanların Osmanlı darphanesi Tire, bugün en çok, benzerine az rastlanır canlılık ve renklilikteki Salı Pazarı’yla ünlü. Oysa tarihi yapıları da yabana atılacak gibi değil. Büyük çoğunluğu 15. yüzyıla ait dini yapıları ve camileri, Osmanlı dönemi klasik yapıları içinde öncü örnekler. Ulu Cami, Yeni Cami, Tahtakale Camii ve Külliyesi, Anadolu’da ilk kez yarım kubbe denemesinin yapıldığı Yeşil İmaret Camii Zaviyesi, Kurt ve Doğancıyan Zaviyesi, Yoğurtluzade Külliyesi, Aydınoğulları’nın ve Osmanlılar’ın padişah hocası İbni Melek adına yaptırılan açık türbe, içinde beylikler dönemine kadar uzanan farklı dönemlerden, 2400 civarında taş baskısı ve yazma eserin bulunduğu Necip Paşa Kütüphanesi, geçmişte burada yaşamış olan Levantenler’in izlerini taşıyan Gülcüoğulları Konakları, Tire Müzesi, Ali Efe Hanı ve civarındaki nostaljik dükkanlar, Tire ovasının en güzel manzarasını ayaklar altına seren Kaplan Yaylası Tire’nin görülmeye değer mekanlarından sadece bir kaçı…
|