• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Anasayfa arrow Dökümanlar arrow Tire Tarihi arrow Osmanlı Döneminde Tire
Osmanlı Döneminde Tire Yazdır e-Posta
Tire'nin  üçüncü tarihsel evresi, Osmanlı Dönemi' dir. Bu dönemi, iki süreç başlığı altında  toplamak   gerekmektedir.
    Osmanlı sürecinin  16. yüzyıl  sonlarına  dek uzanan kısmı, imparatorluğun  sosyal, ekonomik,  kültürel  ve siyasi  yönden    doruğa    ulaştığı      bir dönemdir. Tire'nin de  ana karakteri, bu yüzyılda oluşmuş ve bu yöre insanının sosyolojik yapısı, bu yüzyıllardan başlayarak, çeşitli tarikat kültürleriyle, zenginliğe   ulaşmıştır.14.  yüzyılda Tire' de, Alevi-Mevlevi  mücadeleleri görülürken, 15.ci yüzyılı takibeden asırlarda da, kentte Mevlevi ve Halveti ağırlığı hissedilir. Kentteki Mevlevilik tutkusu giderek daha etkili olur. Burada şunu önemle belirtmek   gerekir ki, kentin  geçmiş yüzyıllardaki kazanımları,    daha  sonraki Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi�nde bile varlığını korumuştur. Tire'nin sosyo-kültürel dokusunda, o yüzyılların  önemli   bir  payı vardır.
    Osmanlı döneminin ikinci kısmı diyebileceğimiz 17. yüzyıldan, Cumhuriyet'e kadar uzanan zaman    kesitinde Tire'nin kendine özgü özelliklerini yitirdiği görülür. Bir başka deyişle, Osmanlı Devleti�nin, duraklama, gerileme  ve yıkılış dönemleri, adeta bu kentin kaderiyle de özdeşleşmektedir.
    Tire topraklarının bu yöreye bahşettiği ekolojinin etkisiyle, olağan üstü doğal  güzelliklere sahip olduğunu belirtmeliyiz. Küçük Menderes Ovası�nda, günümüzde  mevcut  olmayan 17 göl içinde, halen var olan  Belevi, Akarca, Karagöl ve Gümüş göllerinde, 30 - 35   kiloya  ulaşan  sazan ve yayınlar,   çevre  yerleşimlerinin  beslenmesinde, önemli  bir etken olmuşlardır. Ayrıca avlanmalar  dışında, buradan  elde  edilen �sazlar�da, Tire'nin hasır tezgâhlarının temel hammaddesini  oluşturmaktaydı. Tire' nin  sırtını verdiği, eski adı �Messogis� olan � Güme Dağı �, Beylikler  ve  Osmanlı tarihi boyunca,�Kestane Dağı�olarak anılır  ve  bu   adla  kayıtlara  geçer. Bu dağın, �Kestane Dağı� olarak  tanımlanması, Evliya  Çelebi  ile devam   etmiştir. Zaten Evliya Çelebi'de,Tire'de yetişen ürünlerin lezzetini methede methede  bitiremez.
    Tire'nin uygun iklim ve coğrafyaya sahip olması nedeniyle, geniş tarih dönemlerinde, seferdeki orduların, burada karargâh kurmalarında, önemli  etkisi  olmuştur. Timur' un   Ankara  Savaşı' ndan sonra, kışı Tire' de  geçirmesinin yanı sıra, Çelebi  Sultan Mehmet, Aydınoğlu Cüneyt Bey'in takibinde ve Kanuni  Sultan   Süleyman da, Rodos  Seferi sonrasında, iki aya varan dinlenme süresi için, Tireyi  seçmişlerdir. 1426  yılında   kesin  olarak, Osmanlı  Devleti'ne  bağlanan Tire, bu tarihten  itibaren, yönetim merkezi olarak hem  siyasi geçmişinden, hem de ekonomik   gücünden   yararlanmak suretiyle, tekrar tarih sahnesine çıkmıştır. Sürekli başkaldıran kentin, olaylardan uzak tutulması için ilk Sancak Beyi Abdullahoğlu  Halil Yahşi Bey'den  başlanarak, Tire'ye hep güçlü kişiler atanır. Özellikle Sultan II.Murad ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde  girişilen imâr hareketleri kenti, kısa sürede imparatorluk toprakları içinde, birinci dereceden bir kent konumuna sokar.
    Sultan   Çelebi   Mehmet'in, Karamanoğullarını dize getirmek için, Tire' yi   üs   seçmesi yine aynı zaman dilimi içinde, Osmanlı Fetret Devri'nin en ciddi olaylarından� Şeyh Bedreddin Hareketi�nin plân merkezinin de Tire olması, kent tarihini oldukça önemli kılmaktadır.
 
kaynak:tire.bel.tr
 
 
< Önceki   Sonraki >