| Ulu Cami |
|
|
|
Tire camileri içinde mekan genişliği en büyük olan yapıdır. Yeni Mahalle, Atatürk Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Belgelerde "Cami-i Atik" ya da "Cami-i Kebir" veya "Cami-i üş Şehir" tanımlamasıyla verilmektedir.
Kentin bu en büyük camisi, Bizans'ın metropol kilisesi iken camiye çevrilmiştir. Önceleri duvarlarında ünlü azize Katerina ile ilgili sözler ve ikonalar yer almaktaydı. Bunlar 1900 yılı onarımı sırasında ortaya çıkmıştır ki, bu da kilisenin ilk adının "Azize Katerina Kilisesi" olma olasılığını arttırmaktadır. Bizans kaynakları, Azize Katerina'nın adına, İmparator Jüstinyen tarafından 6. yy.'da Mısır'da bir manastır yapıldığını belirtirler ki, bunun manastırların en eskisi olduğunu kaydederler. Caminin (Kilise) zemini mozaiklerle süslü iken üzeri örtülmüştür. Evliya Çelebi, bani adını Selçuklu Sultanı Keyhüsrev'e bağlamakta ve minare kapısı solunda kitabesinin bulunduğunu yazmaktadır. Gezginimizin verdiği hicri 766 tarihi miladi 1368 tarihine karşılık düşmektedir ki, bu olanaksızdır. Zira, bu tarih Selçuklu Sultanından 100 yıl sonraki bir zamanı karşılamaktadır. Büyük olasılıkla Evliya Çelebi, 1268 (H.666) olması gereken tarihi yanlış yazmıştır. Oysa, Evliya'nın sözünü ettiği bu değerli kitabe yerinde yoktur. Büyük olasılıkla 1870 (H.1287) büyük onarımında kaybolmuştur. Ayrıca, cami adı üzerinde Alihan'ın adı da geçmektedir. Diğer taraftan, caminin son cemaat yeri ile harem girişi arasındaki kapı alınlığında bulunan ve Himmet Akın'in ortaya çıkardığı onarım kitabesinde ilginçtir ki, bu kez Cüneyt Bey adı geçmektedir;Bu çayı Mir Cündi evvela etmiş bina Bu imaret ol emirin himmetinde dalidir Bais-i tamir olanlar nasa teşvik verdiler Masraf-ı ehli kazanın hayr ila irsalidir Şüphesiz cümle ahali suru ettiler Haliki yezdanımızdan o da bir ihsandır Bu makamda i'tikaf etsin zümre-i etkiya Nail olsunlar murada ki ol cennet misalidir Bu ibadethanenin oldu tamiri tamam Camii kebir denir amma bir cayi alidir Lütfiya sorsalar sen bir çıkar tarihini Dedi hullana ikiyüz seksen yedi şalidir Gurre-i Ramazan 1287 (1870) Cami böylece, Selçuklu Sultanı Keyhüsrev'e ortak olarak Alihan ve Cüneyt Bey'i de içine alan bir üçlü bilmeceye dönüşmektedir. Oysa, caminin geçirdiği bani değişimleri, onarım ve vakıf edindirmelere yönelik olsa gerektir. Minare eklemesinin Cüneyt Bey tarafından yaptırılmış olması daha akla uygundur. Zira minare yapım özellikleriyle 14. yy. sonlarını işaret etmektedir. Hemen ifade edelim ki, cami inşa değil, kiliseden camiye dönüştürülen bir yapıdır. Ve böyle olunca da Alihan adı kuvvet kazanmaktadır. Zira Büyük ve Küçük Menderes havzasının önemli kentleri Aydın, Söke ve Çine'deki Ulucamiler de Alihan tarafından kiliseden camiye dönüştürülmüştür. Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü kayıtlarında bu "Ulucami" lerde Alihan adı yer almaktadır. Ancak, caminin imamet ve hitabet görevlerinin, Alihan'in Ortamedrese'sine ait olma zorunluluğu, bani sorunu ortaya çıkarmaktadır ki, bu da daha önce işaret ettiğimiz gibi caminin bani sayısını üçe çıkarmaktadır. Ulucami'nin doğu bitişiğinde yer alan ve bahçesi camiye açılan Ortamedrese Alihan'indir. Ulucami son cemaat yeri doğu ayağında bulunan ve Av.Ulvi Yelken tarafından okunan medrese kitabesine göre, medrese 1354 tarihinde onarım görmüştür. Alihan Medresesi müderrislerinin caminin imamlık ve hatipliği görevi, Cüneyt Bey'in baniliği konusunu sıkıntıya sokmaktadır ki bu da caminin Cüneyt Bey'e ait olamayacağını göstermektedir.24 Zira bu tarih ve cami-medrese bağlantısı Cüneyt Bey'den önceye uzanmaktadır. Esasen, Alihan'in Büyük Menderes Havzasındaki Aydın, Çine ve Söke Ulucamilerini kiliseden camiye çevirdiği dikkate alınacak olunursa Tire Ulucamiin de aynı süreci yaşadığı akla yatkındır. Bugün üç giriş kapısı bulunan Ulucaminin, önceleri iki kapısı bulunmaktaydı. Giriş kapılarının iki tane olduğunu Evliya Çelebi de onaylamaktadır. Bu kapılar, ana giriş kuzey kapısı ile,doğuda bulunan ve Ortamedrese'ye açılan diğer kapıdır ki batı kapısı sonradan açılmıştır. Evliya Çelebi, ayrıca caminin onarım kitabesini de vermektedir ; "İnayet irdi çün min indi Bari İdüb tamirini bir piri fani Ama Derviş Ağa hem nam olubdur Bilad içinde Birgi hem mekanı Duası düştü şeyhin ana tarih Ama tamir iden emri ilahi (sene 1088) Birgili Derviş Ağa, Birgi'de yaptırdığı külliyeden 15 yıl sonra Tire Ulucamii'nin Kubbe örtüsünü kurşunlu kaplattırıp, onartmıştır. Camiye, Tire tüccarlarından Solakizade Hacı Mustafa Ağa'nın 1834 (H.1250) tarihli vakfı vardır. Solakizade Hacı Mustafa Ağa'nın Ulucamii'nin yanısıra, Yenicami ile Hasan Çelebi medresesine ve yoksul çocukların giydirilmesini konu alan zeytinlik vakfı vardır. Kütük kaydı da buna işaret etmektedir. Tire Şer'iye Sicili (4. cilt, say. 263), 1838 tarihli saray muhasebe defterlerinde, caminin akarlarının azaldığı görülmektedir.26 1838 yılı gelirleri 2268 kuruş görünürken, giderleri 2336 kuruş olarak verilmekte ve bu tarihte akarların giderleri karşılayamadığı anlaşılmaktadır. Vakıfları içinde dükkanlar ve zeytinlikler önde görünmektedir. Daha sonraki dönemlerde caminin vakıf zenginliğine kavuştuğu çeşitli vakıf bağışlarından anlaşılmaktadır. Bunlardan biri de Solakizade Hacı Mustafa Ağa vakıflarıdır. Cami,oldukça fazla onarım görmüştür. 1916 ve 1932' de yangınlarından sonra ciddi onarımlar görmüştür. 1916 yangınında ahşap olan tavanı yanmıştır. Solda bulunan minaresi onarımlarla özelliğini yitirmiştir. Son cemaat yeri ve minaresi sicil kayıtlarına bakılacak olursa değişik dönemlerde ciddi onarımlar görmüştür. Kaynak : Devlet Arşivlerinde Tire, A.Munis Armağan, 2003. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Tire ile ilgili etkinlik davetiyelerini, haberleri ve duyuruları e-posta gelen kutunuzda görmek ve Tire'de olup biten herşeyden haberdar olmak istiyorsanız mail grubumuza katılın.