Tire Haberleri
SİZDEN HABERLER
Tire'deki Musevi Potansiyeli | Tire'deki Musevi Potansiyeli |
|
|
| Çarşamba, 19 Kasım 2008 | |
Türk turizminde, şu an için kitle turizmi ana gelir kaynağını oluşturmakta, turizmin çeşitlendirilmesi ile yeni etkin gelir kaynaklarının oluşturulması gerektiğinden sıkça bahsedilmektedir. Turizmin çeşitlendirilmesi alanında en çok ta kültür turizmi bahsi geçmektedir. Ne var ki, turist rehberi olarak gözlemlerim, kültür turizminin amaçlanan etkin konuma ulaşmadığı yönünde. Bu da sanıyorum, kültür turizmi kavramının içinin tam olarak doldurulamamasından kaynaklanıyor. Kültür turizmi çok geniş bir kavram ve Türkiye’de önemli potansiyeller içeren çok sayıda destinasyonu ilgilendiriyor. Bu destinasyonlardan birisi de Tire. Örneğin Salı Pazarı ile halihazırda bir turistik hareketliliğe sahip olan Tire, turizmde şu ana kadar ulaştığı aşamadan çok daha fazlasını elde edecek potansiyele sahip. Bu yazımda, Tire’de turizmin geliştirilmesine dönük olarak önerilerimi, Tire’de geçmişte önemli bir Musevi yaşamı olmasının getirdiği potansiyele sınırlamak istiyorum. 1492’de Osmanlı topraklarına büyük Sefarad göçü ile, Tire’nin de önemli bir Musevi yerleşim merkezi olduğunu görüyoruz. Cumhuriyet döneminin ortalarına kadar Museviler’in Tire sosyal ve ekonomik yaşamında önemli etkinliği koruduğunu yazılı ve sözlü kaynaklardan öğreniyoruz. Bu konu hakkında bir derinliğe sahip olmadığımdan, Munis Armağan’ın “Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri” kitabı ve benzeri çalışmaların ve Dr. Davi Habif gibi özverili insanların çalışmalarının, Tire’de Musevi potansiyelinin etkin kullanımında ışık tutucu olacağına inanıyorum. Bu nedenle, aşağıda kısaca sunduğum önerilerin ağırlıklı kısmının, bana ait özgün öneriler olmadığının, yukarıda isimleri belirtilen değerli şahsiyetler ve diğerlerinin görüşlerinin bir formulasyonu olduğunun altını çizmek isterim. Tire’nin mevcut Musevi potansiyelinden, kendi değerlendirmemle, olması gerekenden çok az bir şekilde istifa ediliyor. Atalarının yaşadığı kenti görmek amacıyla Musevilerin Tire’ye geldikleri ve bazılarının belli bir süre Tire’de konakladığı bilgisine sahibim. İzmir Tarih ve Toplum dergisinin Haziran 2008 sayısında Dr.Davi Habif’in yazısından, 1927’de Tire’de yaşayan Musevi sayısının 1954 olduğunu ve bunun toplam nüfusun yaklaşık yirmide birini oluşturduğunu öğreniyoruz. Musevilerin örneğin ekonomik hayatta oldukça etkin olduğu gerçeğini göz önüne alırsak, Musevilerin Tire’deki yaşama etkisinin bu yirmide birlik orandan çok daha fazla olduğunu farzedebiliriz. Bu nedenle, Tire’deki Musevi etkinliği Tire’liler ve Tire’yi ziyaret eden yerli ziyaretçiler için de ilginç hale gelmektedir. Sayın Habif’in yazısında sorduğu soruyu yeniden formüle ederek, “Tire Musevilerinin bölgedeki uzun süreli varlığına karşın, Tireliler geçmişlerinin bu yönünün ne kadarını görebiliyorlar?” sorusunu sormalıyım. Sn. Habif’in de belirttiği gibi, Musevi mirasından iki kalıt kalmış gibi gözüküyor: 1. Kentin merkezinde olan ve bugün çeyiz dükkanı olan Havra binası ve 2.Tire Organize Sanayi Bölgesinde yer alan Musevi mezarlığı… Şimdi, Tire’de Musevi potansiyelinin etkin hale getirilmesi amacıyla neler yapılabileceği hakkında önerilerimi ( tekrarla, yukarıda ismi geçen değerli iki şahsiyet ve diğer kaynakların sunduğu önerilerin yeniden sunumu olarak algılanması ricası ile) sunmak istiyorum: 1) Musevi Mahallesi, büyüklüğü ve elle tutulurluğu nedeniyle, çalışma yapılması gereken en önemli yer…Aşağı yukarı her gelişimde, bu mahallede turluyorum, ancak mahallenin nerede başlayıp nerede bittiği hususunda, görüştüğüm kişilerden tam ve güvenilir bir bilgi alamıyorum. Rehber kitaplardan bilgi sahibi olup, bu mahalleyi görmeye gelen bir turistin ya da, atalarının yaşadığı evi bulmaya çalışan bir Musevi turistin yerine koyalım kendimizi… Bu nedenle, mahallenin sokakları, parke taşı vb. ile daha belirgin hale getirilebilir. Musevilerin yaşadığı evlerin ön cephelerinde, Davut Yıldızı , İbranice yazı vb. unsurların olup olmadığının araştırılması çalışması yapılmalıdır. Eski tapu kayıtlarından da yararlanılarak evlerin ön cephelerinin üzerine sahiplerinin adları yazılabilir. 2) Tire’ye rehberlik yaptığım gruplarla geldiğimden, programda da böyle bir ziyaret olmadığından, maalesef şu ana kadar Tire Musevi Mezarlığı’nı ziyaret etme olanağım olmadı. Mezarlığın ottan arındırılması ve etrafındaki eski duvarın tam hale getirilmesi gerekmektedir. Mezarlıkta, küçük bir ibadet yeri de önerilen unsurlardan birisidir. Mezar taşlarındaki yazıların Türkçeye ve İngilizceye tercümesi de akıllıca olacaktır. Mezardaki kişilerden sonra gelen kuşakların İbranice bilmemeleri olasıdır. Sn.Habif’in çabaları ile, eski mezarlığın yıkılması ile Gökçen Yolu üzerindeki Kürdüllü köyünün altındaki çayın kıyısına atılan mezar taşlarının bir kısmı yeni mezarlığa nakledilmiştir. Bu konuda, özellikle Tire Belediyesi ve benzeri kurumların desteği ile, belirtilen mahalde kalması olası diğer mezar taşlarının bulunması ve nakli için yeni çalışmalar yapılmalıdır düşüncesindeyim. Bu arada, yüzyıllara dayanan bir tarihin uzantısı olan bu mezar taşlarının bir çöp gibi nasıl bir mantıkla dere kenarına atıldığı sorusuna kendim bir cevap bulmuş değilim. Hem kalmış olabilen mezar taşlarının araştırılması ve nakli, hem de yeni mezarlığın yeniden düzenlenmesi, Tirelilerin bir özür ifadesi olsa gerek. 3) Eski mezarlığın mevkiinde ( SSK Hastanesi) uygun bir yere, burada Musevi Mezarlığı olduğuna dair Türkçe, İbranice ve İngilizce bir levha konulabilir. Bu hem bir özür dileme hem de geçmişe bir saygı ifadesi, aynı zamanda bir çekim noktası olabilir. 4) Daha önceleri, Havranın anahtarının Tire’nin tek kalan Musevisi Sami Bey’den alınıp gezilebildiği bilgisini almıştım. 10 yıl kadar önce, Havranın içini görmek ümidi ile Tire’ye geldiğimde hayal kırıklığına uğramış, görülebilecek bir şey kalmadığı bilgisini almıştım. Havra binasının bir dükkana dönüştürüldüğünü biliyoruz. Mevcut bir bilinirlik ve müşteri potansiyeli göz önüne alarak, dükkan sahiplerine ekonomik zarar getirebilecek, binanın geri alınması işleminin alternatif olarak düşünülmesi söz konusu olduğunda hassasiyet gösterilmeli. Ancak, dükkan sahiplerinin tam rızası ile, binanın geri alınması hayaline sahibim. Belki, kendilerine Vakıflar vb. kuruma ait muadil bir yer gösterilebilir. Havra binası, gerekli restorasyon yapılarak, Tire Musevi Müzesi’ne dönüştürülebilir. Benzer bir çalışmayı Çanakkale Havrasında gördüm ve şu an ziyaret amaçlı olarak kullanılıyor. Müze niteliğinden ziyade, restore edilmiş bir havra niteliğine sahip. Rodos’taki havrayı geçtiğimiz Eylül ayında ziyaret etme olanağına sahip oldum. Aklımdaki güzel örnek http://www.rhodesjewishmuseum.org/ websitesinde tanıtımı yapılan Rodos Musevi Müzesi. Tire için düşünülebilecek bu müzede, Musevi sosyal hayatını anlatan resimler, kostümler, havranın iç bölümünün bir kısmi rekonstrüksiyonu vb. yer alabilir. Burada bir ilave öneri yapmak isterim: Böyle bir müze gerçekleşir ise, İngilizce ve İbranice dillerine vakıf bir görevlinin çalıştırılması ile hem gelen yabancı ziyaretçilerin doğru şekilde bilgilendirilmesi hem de Tire ile ilgili kaynakların etkin şekilde değerlendirilmesi ve arşiv edilmesi sağlanmış olacaktır. 5) Museviler tarafından getirildiği için, Tire’deki Musevi mirası niteliğine sahip Karambol oyunu da, amaç doğrultusunda değerlendirilmelidir. Alay Parkındaki karambol oyun alanında, oyunun kurallarını ve tarihçesini içeren bilgi panosunun konulması uygun olur. Turist grupları ile geldiğimde, hazır bir bilgi sunamamanın eksikliğini yaşadığımı belirtmeliyim. 6) Tire’deki Musevi potansiyelini tanıtıcı çalışmalar da gereklilik arzetmektedir. İlkönce, İsrail’de Tire kökenlilerin yoğun yaşadığı kentlerle kardeş şehir anlaşması yapılması güzel bir adım olurdu. İsrail’in Türkiye Büyükelçisi Gabi Levi gibi şahsiyetlerden de tanıtımda destek alınabilir. Keza, Levi’yi bir Bergamalı olarak bilsek de, annesinin Tire kökenli olduğunu biliyoruz. Tabii ki, Tire kökenli olup, İzmir ve İstanbul gibi şehirlerde oturanlarla da temasların geliştirilmesi yararlı olacaktır. Günümüzde çok etkili bir tanıtım aracı olan internet kanalıyla Tire’deki Musevi potansiyeli tanıtıcı İngilizce, Türkçe ve İbranice bir websitesi de etkili olacaktır. 7) Tire içinde yeni mezarlık, eski mezarlık, havra ( temennim Tire Musevi Müzesi), karambol oyun alanı ve Musevi Mahallesi gibi ziyaret noktalarına dönük olarak yönlendirme levhaları konulmalıdır. Burada anlatmaya çalıştığım Musevi potansiyeli, Tire için iki açıdan önemlidir diye düşünüyorum: Birincisi, Tireliler’in geçmişlerinin ihmal edilemez bir unsuru olan Musevi mirasına hatırlatması ve bu mirasa bir saygıyı ifade ediyor. Sayın Habif yazısında “Kuşku yoktur ki bugün olgunluk yaşlarını yaşayan Tire sakinlerinin zihinlerinde Yahudi arkadaş ve komşularıyla ilgili hatıralar canlı ve güçlü olarak yaşamaktadır” diye belirtiyor ve bu beni oldukça duygulandırdı, ancak bu anıların yaşatılması ve somutlaştırılması gerekiyor düşüncesindeyim. İkincisi, yazımda belirttiğim potansiyelin Tire’de önemli bir turist akışı ( İsrailli Museviler, Türk Museviler ve diğer turist grupları) sağlayabilecektir. Ancak, bunun da Tire Musevi Cemaatinden miras kalıtların et-kemiğe büründürülmesi ile mümkün olacağı kanısındayım. Sinan Tortum Turist Rehberi Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Diğer Haber Başlıkları |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
Konular | Yazar | ||
|
heyy Selammm :) | (24) | 2Madness | |
|
Gmail İnstaller | (27) | AkinKadir35 | |
|
:Youtube Kapalı Diye Üzül... | (160) | AkinKadir35 | |
|
:arkadaşlarımı arıyorum... | (90) | ahmet dede | |
Toplam Forum Konusu : 1265
Toplam Forum Mesajı : 2741 |
||||
![]() |
ERCAN ÇELİK |
| Nereden Nereye | |
| diğer yazıları >> |
![]() |
MEHMET ARSLAN |
| Ustalar...Çıraklar... | |
| diğer yazıları >> |
![]() |
NURTEN YALÇIN |
| Sevgi ve Nefret | |
| diğer yazıları >> |

Burcunuzu seçin,
falınızı okuyun
Tire ile ilgili etkinlik davetiyelerini, haberleri ve duyuruları e-posta gelen kutunuzda görmek ve Tire'de olup biten herşeyden haberdar olmak istiyorsanız mail grubumuza katılın.
Yorumlar
ne varsa üç kuruşa satıp terkedip gitmişler buradan. Bunu düşününce bu bahsettiğiniz hoşgörünün TAM ANLAMI İLE uygulanıp uygulanmadığı konusunda soru işaretleri oluyor kafamda. Bunun yanında, daha
önce Havra olarak kullanılan yapının ise şu anda bir perdeci, mefruşatçı olarak hizmet vermesi de ayrı konu. Elbette ibadet edecek Yahudi kalmayınca belki o yapının başka şekilde değerlendirilme si
mantıklı olarak düşünülmüş olabilir o dönemki insanlar tarafından. Ancak aynı şekilde çarşıdaki esnaf hamamının soğuklu kısmına girdiğinizde nasıl ki hala aynı hamam atmosferini ve tarihi dokusunu
koruduğunu görüyor isek o havra için de aynısı yapılabilirdi ve yapılmalıydı da. Ancak burada o bahsettiğimiz hoşgörünün biraz eksik uygulandığını tespit etmek hiç de zor olmayacaktır. Sonuç itibari
ile, Tire sadece kültürel zenginlikleri ile değil, verimli toprakları ve sanayileşmedeki hızı ile de takdiri hak eden bir yerleşim birimi iken ve aynı zamanda ülkemiz de dış yatırımcılara açık iken bir de biliyorsunuz gündemde olan Tire Organize Sanayi Bölgesi\'ne her türlü ibadet yerinin yapılması da bu faktörleri geliştirecek ve Tire\'yi kalkındıracaktı r. Haaa, Tire\'nin bu şekilde dış yatırımcılar ile de kalkınmasını istiyorcmusunuz ? O ayrı bir tartışma konusudur.
Sonuç itibari ile hem kültürel ve turizm açısından hem de Tire\'nin ekonomik olarak kalkınması ve sanayinin gelişmesi, bütün bunların yanında da evrensel bir yer haline gelebilmesi için bu vb. tarihi değerleri korumak adına yatırım yapılmalı ve tarih içerisinde birlikte yaşayan bu insanların geride bıraktıkları eserler \"bu yahudi\", \"bu islam\" eseri diye ayırt edilmeden birlikte korunmalı ve gerekli tadilatın yapılması için çaba sarfetmelidir.
Türk İslam Kültürü\'nün Engin Hoşgörüsü de ancak bu şekilde hak ettiği yerde görünür.
Saygılarımla Alıntı
öncelikle şunu belirtmek isterim ki yazınızın her kelimesine harfş harfine katılıyorum. Şimdiye kadar Tire\'de kimsenin değinmediği (ya da değinmek istemediği) güzel bir konuya değinmişsiniz. İnşallah belediye bu yazınızı inceler de Tire için en iyisini yapar. Yazılarınızın devamını bekleyeceğim. Sevgiler.
Erkan Gul Alıntı
Yorumunuzu anlayışla ve saygı ile karşılıyorum. Bu konuda, çeşitli fikirlerin tartışılması lazım. Ben de İsrail'in Filistinliler'e yaptığı uygulamaları ve politikaların çoğunu tasvip etmiyorum.
Ancak, bu iki konuyu ayrı tutmak gerekli diye düşünüyorum. Türkiye, dünyada liderlik istiyorsa, bir diyalog merkezi olma görevini üstlenmeli bence. Tire, iki dinin oldukça yakın bir döneme kadar birarada dostça yaşadığı bir kent olarak, bence çok güzel bir örnek olarak ortaya konulabilir. Ekonomik düşünürsek, insanlara istihdam sağlayabilecek bir yatırım merkezi olarak ( sizin yakınlarınız da olabilir) örneğin Organize Sanayideki yatırımlar için iyi bir uygunluk kriterini yerine getirebilir.
Aslında bu konuda bir çalışma yapmadım. Ancak, meşhur Trakya olaylarında ( 30'lu yıllar) Trakya Musevilerinin büyük sıkıntılar çektiğini biliyoruz. Benzer bir olaya Tire'de rastlamıyoruz bildiğim kadarı ile. Ne gurur verici bir şey Tire için!!!
***
Bu alanda uygulanabilecek projelerin finansmanı tabii ki ayrı bir soru, ancak
İsraildeki Tireliler dahil finansal destek kaynaklarını olasılık dışı görmüyorum.
Saygılarımla,
Sinan Tortum Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.